Icon
HER TÜRLÜ SORUNUZ İÇİN BANA YAZIN szgezgi@gmail.com

24 Haziran 2013 Pazartesi

Zararlı Maddelere Kim İzin Veriyor?


Bugün tekrar zararlı kimyasal konusuna dönmek istiyorum. Bu konu nesillerimizin sağlığı için çok önemli çünkü.  Hiç düşündünüz mü kozmetik şirketleri neden ve nasıl zararlı olduğunu bile bile ürünlerinde bu maddeleri kullanıyorlar?

Önce nasıla bir bakalım. Bilindiği gibi hemen her ülkede kozmetiklerde kullanılan kimyasal maddeler ile ilgili yönetmelikler vardır ve bazı kimyasal  maddelerin kullanımı yasaklanmıştır. Ancak her yıl binlerce yeni kimyasal geliştirilmekte ve kozmetikte kullanılmaktadır. Bunların arasında bulunan bazı zararlı maddelerin vücudunuza yaptığı zararlar yıllar içinde çıkmaktadır. Veya basitçe gözden kaçmaktadır. İşte bu kozmetik firmaları için açık bir kapıdır.


Devlet  her yıl yeni çıkan binlerce kozmetik ürünündeki tüm kimyasalları muhtemelen gözden geçiremez, yine de kozmetikte kullanılmaması gereken kimyasalların geniş bir listesi vardır. Önce zararlı etkileri kanıtlanan kimyasallar tespit edilir, bunlar “kara listeye” alınır ve piyasadan kaldırılır.

Kalitesiz kimyasalları kullanmak, pahalı ama daha az toksik barındıran içerikleri kullanmaktan daha ucuza gelmektedir. “Organik” cilt bakımı çizgisinde olduğunu iddia eden bir üründe bulunan trietanolamin ve dimetikon (her ikisi de organik konseptle zor uyum gösteren içeriklerdir) maddelerinin bu üründe ne aradığı sorgulandığında o serideki ürünlerin içeriklerinin değişmesi için fazladan yarım milyon dolar harcaması gerektiği ortaya çıkıyor!

Bir düşünelim; bir kimyasal maddenin zararlı olduğu ortaya çıkıyor. Bir kozmetik firması için bu ne demek? Bu ürünün yerini alacak yeni  araştırmalar, gelişmeler, testler, yeni içeriklerin satın alınması, makinelerin tekrar ayarlanması, paketlerin tekrar dizayn edilmesi ve belki de yeni pazarlama kampanyaları... Bunların hepsi toplamda altı haneli rakamlara çıktığında bunu fiyat etiketine uyarlamak oldukça zor olmalıdır.


Araştırmalara ve ürünlerin yeniden formüle edilmesine harcanan milyonlarca dolara rağmen genç kadınlar arasında kanserin dramatik yükselişinde güneşi suçlamaları da cabası!

Gerçek şu ki tüm bu sentetik kimyasal çöplüktür. Trietanolamin, parabenler, formol ve diazolidinil üre maddeleri ürünlerin raf ömrünü uzatmakta, böylece üründeki kıvam ve güzel koku bozulmamaktadır. Talk pudralar ucuz dolgu, losyonlar ucuz matlaştırıcı ve triklosan ucuz antibakteriyel etkendir. Mineral yağlar, akışkanlık kazandırırlar ve böylece kremler cildinizde harika bir şekilde kayarlar. Ürünlere eklenen çoğu sentetik aromatik etkenler (bazen bir üründe 200 tanesi birden bulunur), bileşimlerin keskin ve berbat kimyasal kokusunun önüne geçmek için güzel bitki ya da çiçek kokuları saçarlar.


Kokusuz, düzgün olmayan dokuda beyaz akışkan bir kremle, menekşe ve gül kokulu, pırıl pırıl parlayan, ambalajı cicili bicili bir krem arasında seçim yapmanız gerekse hangisini alırdınız?

0 yorum:

Yorum Gönder