Icon
HER TÜRLÜ SORUNUZ İÇİN BANA YAZIN szgezgi@gmail.com

4 Eylül 2015 Cuma

YEDİKLERİMİZ

O KIRMIZI ŞEY DOMATES Mİ? 

Yediğimiz domates gerçekten domates mi? Yoksa domates kılığına girmiş kırmızı ve besin değeri içermeyen bir "şey"mi?

Her mevsim her şeyi yiyebildiğimize, sebzeler devasa boyutlara ulaştığına ve kolayca bozulmadıklarına göre bu işte bir tuhaflık var. 

Gerçekten de balkonunuzda domates yetiştirmeyi deneyin. Kırk tane böcek musallat olur. Çoğu zaman da ölür. 


SÖYLENEMEYENLERİ SÖYLEYEBİLMEK

Peki çiftçi tarlasından nasıl verim alacak? Nasıl zayiat vermeden mahsulünü toplayacak. Üstelik bol bol?

Maalesef tarım ilaçlarıyla. Yoksa çok çok düşük bir verim alırsınız. Organik üretim bu nedenle çok daha pahalıdır.  


Mesela Sözcü Gazetesinin şu haberine göre sebze ve meyvelerde limit değerinin çok üzerinde pestisit tespit edilmiş. Bu araştırma Antalya Üniversitesi tarafından Antalya semt pazarlarından toplanan sebze ve meyveler üzerinde yapılmış. Bazı ürünlerin üzerinde birden çok pestisit tespit edilmiş. 

Üstelik bu pestisit arıları da öldürüyormuş :( 


Hürriyet Gazetesindeki şu haberde de can sıkıcı bir konuya değinilmiş. Bekleme süresi olan (10-15 gün) tarım ilaçlarını sabah sıkıp, akşam toplayan varmış.

İşte söylenemeyenleri söylemek derken şunu kastediyorum, ülkemizde çiftçi, köylü kutsaldır. Ama ne yazık ki bozulmuş sistemden nasibini almış. Nasıl almasın, marketten dört liraya aldığınız domatesten (çiftçi, toptancı, nakliyeci, market vb) para kazanıyor. Bir düşünün o domates köylüden kaç liraya alınıyor?

İşte bu yüzden üreticiden halka satış modeli desteklenmeli diyerek, kurmayı planladığım organik çiftliğin ilk sinyallerini veriyorum :)

0 yorum:

Yorum Gönder