Icon
HER TÜRLÜ SORUNUZ İÇİN BANA YAZIN szgezgi@gmail.com

2 Mayıs 2013 Perşembe

Kozmetiklerde Kullanılan Zararlı Maddeler


Her gün cilt bakımı için kullandığımız, doğal olmayan bir yüz kremini düşünelim. İçinde neler var? Su, alkol, dimetikon, sodyum borat TEA, sorbitol, gliserin, metil paraben, propil paraben, butil paraben, mentol C-12-15 alkil benzoat, fenoksietanol, propilen glikol, quins ekstrakt, tokoferil asetat, potasyum sorbat, EDTA ve allantoin. Hergün kullandığımız masum bir yüz kreminin kimya fabrikası gibi olduğuna şaşırmadınız mı? 

Ne yazık ki, kozmetik üreticilerinin renkli reklamlar, parıltılı ambalajlar, harika görünen kadınlar eşliğinde, büyük mucizeler için sundukları kozmetik ürünlerin çoğunda özü itibariyle zararlı maddelerin kullanıldığı gerçektir.



Kozmetik terimi, ilaç dışında deriye uygulanan tüm ürünleri kapsar. Saç boyası, makyaj malzemeleri, oje, şampuanlar, sabun, deodorant, güneş kremi, nemlendiriciler, losyonlar, diş macunları kozmetik ürünler arasında yer alır. Yapılan bilimsel çalışmalarda kozmetiklerde kullanılan 400' den fazla toksik elementin artıkları, kanda ve yağlı dokuda bulunmuştur. Derimiz, vücudumuzun en büyük organı olduğundan, deri tarafından emilen kimyasallar ağız yolu ile alınanlara göre daha riskli olabilir. Ağız yolu ile alınan kimyasalların bir kısmı sindirim yolu ile bertaraf edilirken, deriden emilen kimyasallar doğrudan kana karışarak, zehirli veya zararlı etki gösterebilirler.


Kozmetiklerle oluşan ani zararlı etkiler, alerji gibi daha masum görünen şekilde oluşsa da,  uzun yıllar içinde ne gibi etkiyle karşılaşacağımız belirsizdir. Bir çok etki kozmetiğin etkisi yıllarca sonra ortaya çıkabilir. Bazı maddelerin kozmetiklerde kullanımı yasaklanmış veya sınırlandırılmıştır.

Saç spreyleri, parfümler ve pudralar solunum yoluyla; göz çevresi kremleri o bölgedeki ince deri tarafından emilerek; rujlar yutularak; saç boyaları ve kremler deriden geçerek vücuda giriyor. Hepsinin özelliklerini bilmek belki imkansız ama en sık rastlanan zararlı maddelere birlikte bakalım:

ZARARLI MADDELER

Formaldehid :  Koruyucu olarak ürünlere ekleniyor. Çok az miktarı bile mukozayı tahriş edebiliyor ve alerjilere neden olabiliyor. Kanserojen etkisi aşırı derecede yüksek. Üstelik cildin hızla yaşlanmasına sebep oluyor. Ürün etiketlerinde adı sıklıkla "formalin" diye ifade ediliyor. Japonya ve İsviçre'de kozmetik amaçlı kullanımı yasaklandı.

Sodyum lauril sülfat: Şampuanlardan duş jellerine, diş macunlarından deterjanlara kadar geniş bir alanda kullanılıyor. Mukozayı ve diş etlerini tahriş etme olasılığı çok yüksek.

Alüminyum: Deodoranlarda yer alıyor. Meme kanseri gelişimine neden olabiliyor.

Parafin ve silikon: Parafin yağ ve mumları yutulursa (rujlar ile) karaciğer, böbrekler ve lenf düğümlerinde birikiyor. Hatta kalp kapakçıklarında rahatsızlıklara bile neden olabiliyor. Silikonlar da parafinler gibi mukozayı tahriş ediyor.

Paraben: Kozmetiklerde sıklıkla metilparaben, propilparaben ve bütilparaben kullanılır. Kozmetiklere konan paraben gibi koruyucu maddeler kozmetiklerde mikro organizmaların üremesini engellerler. Koruyucular, kozmetiklerde mikroorganizma üremesini engelleyerek, kozmetiklerin güvenli kullanımımı sağlarlar. Yüksek koruyucu aktivitesi olan parabenlerin, karışım olarak kozmetiklerde düşük konsantrasyonlarda kullanımına izin verilir. Parabenler, kozmetiklerde bulunduğu gibi, gıda ve ilaçlarda da bulunurlar. Kozmetiklerden, makyaj malzemeleri, nemlendiriciler, saç kozmetikleri, tıraş ürünleri ve bir çok diğer kozmetik paraben içerir. Son zamanlarda üretilen popüler deodorant ve antipersipirantlarda paraben bulunmamaktadır. Bir kozmetik ürün içeriğine bakıldığında paraben; metilparaben, propilparaben, bütilparaben ve etilparaben şeklinde bulunur.

1984 yılında metilparaben, propilparaben ve bütilparabenin kozmetiklerde % 25’ in altında kullanımı güvenli olduğu yayınlanmıştır. Genellikle parabenler kozmetiklerde, % 0.1 to 0.3 oranında kullanılmaktadırlar. 2004 yılında yapılan bir bilimsel çalışmada, parabenler meme tümörü dokusunda saptandı. Bu çalışmada parabenlerin östrojen benzeri etkileri olduğu ve bununda meme kanserini tetiklediği düşünüldü, fakat normal dokuda paraben düzeyine bakılmadığı için bu hipotez ispatlanamamıştır. Gerçekten de parabenler, insanda bulunan doğal östrojenden daha az östrojenik aktiviteye sahiptir. Örneğin en kuvvetli östrojenik etkiye sahip bütilparaben, doğal östrojene göre, 10.000- 100.000 kez daha az etkiye sahiptir. Ayrıca kozmetiklerde çok düşük oranda paraben bulunmaktadır.

3 Mayıs 2011'de Fransız meclisinde oylanan yasada, plastiklere esneklik kazandıran ve boyalarda kullanılan bir kimyasal olan ftalat ile gıda, kozmetik ürünler ve ilaçlarda koruyucu madde olarak kullanılan paraben ve yine kozmetik ürünlerde kullanılan alkil fenol sağlık için tehdide yol açtıkları nedeniyle yasaklanmak istendi.

Paraben miktarı çok önemlidir. Bu nedenle içerisinde paraben bulunan her ürüne zararlı olarak bakmak gerekmiyor.

Talk: Makyaj ve vücut pudralarında bulunuyor. Talk kayalarının kazınması ve sonrasında işlenmesiyle elde edilen bir mineral. İşleme esnasında bir dizi eser minerallerden arındırılırken asbest ile benzer özellikte olan küçük lifler ayrılmaz. Akciğer hastalıkları ve genital bölgede kullanılırsa başta kısırlık olmak üzere üreme bozukluklarına yol açabileceği biliniyor. Yumurtalık kanserine sebebiyet verebiliyor.

Mineral yağ: Makyaj temizleme solüsyonları, ruj ve losyonlarda kullanılıyor. Petrol türevi olan bu madde gözeneklerin tıkanmasından kansere kadar birçok rahatsızlıkla bağlantılı. Maddenin yoğunluğu derinin nefes almasını engelliyor.

Propylene Glikol :Bazı güzellik ürünleri, kozmetik ve yüz temizleyicilerinde bulunur. Kontakt dermatit denilen, "derinin zararlı sayılan bir uyarana karşı verdiği yanıt"a sebeplerden biri olarak görülür. Bağışıklık sisteminiz ona tepki vermiştir! Son çalışmalar, bu maddenin böbrekler ve karaciğere zarar verebileceğini de gösterdi.

Izopropil alkol : Alkol bazı cilt bakım ürünlerinde çözücü olarak kullanılır. Bu madde deride tahrişe sebep olabilir ve derinin koruyucu örtüsünün dengesini bozabilir. Ayrıca, erken yaşlanmaya neden olabilir.

DEA (Diethanolamine), TEA (Triethanolamine) ve MEA (Monoethanolamine)
Kozmetik ve cilt bakım ürünlerinde rastlarsınız. Kanser riskini artıran tehlikeli şüpheli malzeme listesindedir. Alerjik reaksiyonlar yapabilir ve uzun vadeli kullanımında böbrek ve karaciğere rahatsızlık vereceği söyleniyor.

Madeni yağ
Petrol türevidir. Vücut kremleri ve kozmetiklerde temel malzeme olarak kullanılır. Bebek yağı% 100 mineral yağ ile yapılır. Kaplayıcıdır, cildin salgıladığı toksin örtü üstüne rahat çıkamaz. Bu da sivilce ve diğer cilt şikâyetlerine neden olabilir.

Polietilen Glikol (PEG)
Kozmetik ürünleri kalınlaştırmak, kıvamlamak için kullanılır. Cildin bakterilere karşı daha savunmasız kalmasına neden olabilir, cildin doğal nem tutma dengesini bozabilir.

Dioksin
75 üyeden oluşan kimyasal ailesine "dioksin" adı veriliyor. (Bunlardan biri Vietnam Savaşı'nda ABD tarafından bir silah olarak kullanılmıştı.) Dioksinler, kağıt sanayinde, klorla ağartma işlemi sırasında oluşuyor ve araştırmalar evlerimizde kullandığımız ürünlerde dioksinin izlerine dikkat çekiyor.

Araştırmacılar zehirli kimyasallar sıralamasında başı çeken dioksinlerin, östrojen gibi "doğal steroid" hormonlarını taklit ederek birçok biyokimyasal reaksiyonu başlattığından söz ediyor. En ufak miktarları bile, akne ve eklem ağrılarından uykusuzluğa, kansere, doğum bozuklukları ve bağışıklık sistemi zayıflığına kadar çeşitli rahatsızlıklara sebep olabiliyor.

Dahası dioksinler ve kuzeni "furans" yağda çözünür olduğundan bedenimizdeki yağ hücrelerinde birikme eğilimi gösteriyor. Dioksinlere anne sütünde dahi sıklıkla rastlanıyor. Bebekler yetişkinlere göre 200 kat fazla dioksine maruz kalabiliyor.

Satın aldığımız tuvalet kağıtları, kağıt mendiller, süt veya meyva suyu kartonları, tamponlar, kahve filtreleri, tek kullanımlık çocuk bezleri, peçeteler, kağıt tabakalar vs. eğer klorlu ağartma işleminden geçiyorlarsa düşük dozlarda dioksin içeriyor. "Dioksinler" bu ürünlerin herhangi birinden yiyeceklere ve vücudumuzun duyarlı kısımlarına geçebiliyor.


Kaynak:
http://www.dlife.com.tr/i/content/246_1_D-life_ocak-subat12_sayi-2-Small.pdf
http://www.kozmodermo.com/Default.aspx?pageID=4678 

9 yorum:

  • Adsız says:
    31 Ekim 2014 22:57

    Çok tesekkurler blogunuz bir harika çoğu paylaşımınızı okudum devamını dileriz

  • Adsız says:
    23 Şubat 2015 14:27

    iğrennnnnnccccccccc

  • sezgi says:
    28 Şubat 2015 10:29

    Evet bence de :(

  • Adsız says:
    8 Mart 2015 20:28

    degerli admin pecete tuvalet kagıtlarında cocuk bezlerınde klorla agartma ıslemınden gecıyorsa dioksin zehırlı maddesı bulunacagnı yazmışsınız peki siz ne kullanıyorsunuz? szce klorla agartılmamış olduklarını nasıl anlayabılırız? cok kafama takıldı ve canım sıkıldı lutfen cevap verrsenız mesud olacagım

  • Adsız says:
    29 Nisan 2015 07:18

    başka yokmu

  • sezgi says:
    26 Ağustos 2015 04:37

    Olmaz mı, bildiklerimi yazdım.

  • Yasemin Altay says:
    9 Aralık 2015 11:02

    bu kimyasallar ve benzerleri tüm ürünlerde mevcut. Peki ne kullanacağız?:(

  • sezgi says:
    17 Aralık 2015 07:08

    Yasemin, çok kafaya takmayacağız ama doğal yağlar, gülsuyu, soda gibi mümkün olduğunca doğalları tercih edeceğiz :)

  • birgul kafalı says:
    18 Eylül 2016 10:52

    Blogun harika! Kozmetik cilginligini bi kenara atmalı ve dogala yonelmeliyiz. Mumkun oldugunca yiyemedigimiz seyleri cildimize surmemeliyiz elimizden geliyorsa tabi.

Yorum Gönder